Ho una stanza, finalmente!

tumblr_lrgk6fbp7C1qailu1o1_1280

Evet! Nihayet artık bir odam var. En azından bir yatağım. Roma bana türlü oyunlar yaptıktan sonra, hatta en sonunda önceden ziyaret ettiğim evi tekrar ziyaret ettikten sonra nihayet bir oda bulduk. Daha doğrusu odasında misafir kaldığım arkadaşım Daniele, çaresizliğimi görmüş olacak ki, “tamam, telefonu bana ver” diyerek, ilk aradığı evi ayarladı. Bundan sonra umuyorum kalıcı adresim Viale dello Scalo San Lorenzo No:47 Scala D. Olur ya sürpriz yapmak isterseniz, kapım açık. Ev arkadaşlarım Giovanni ve Andrea da pek iyi insanlara benziyorlar ama hiçbir zaman evde olmadığımız için tek muhabbetimiz whatsapp’ten gerçekleşiyor. O da temizlik malzemesi nerede, tencere nerede’den ibaret. Bir de dün gece onları yakalayıp “bu ev temizlenecek” muhabbeti yaptım o kadar. Sanırım artık benden nefret ediyorlar. Neyse bu büyük mü büyük problemi hallettikten sonra ilk olarak Roma’nın ünlü pazarına PortaPortese‘ye, efendime söyleyeyim, çarşaftır, yastık yorgandır almaya gittik. Meğer o kadar geç gitmişiz ki, (saat 11 olmasına rağmen) gittiğimizde neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Anladım ki dünyanın neresinde olursa olsun pazar mantığı bana göre değil. Sıcak, kalabalık ve kapkaççı dolu. İnsan çantasına mı baksın, alışveriş mi yapsın, sıcaktan mı korunsun bilemiyor. Ayrıca tamam pazar çok ucuz ama orijinal şeyler yine çok pahalı. Derken 3 euro’luk bir güneş gözlüğüyle (biraz da cimrilikten dolayı) alışverişi noktaladık. Bir de bu hafta taa Türkiye’lerden Roma misafirleri vardı. Sevgili styleboom ve eşi ile buralarda şarap içip pizza yiyeceğimiz günleri de görecekmişiz meğer. Onları ikinci günümde gittiğim ve çok beğendiğim Napels pizzası yapan Cibo Cibo‘ya götürdüm. Daha önce de dediğim gibi Phanteon’un yakınlarında bir yer. Ardından onları enfes nutellalı dondurmadan denemeleri için Giolitti‘ye bırakıp, 2 günde bir gerçekleşenESN partisine doğru yol aldım. Erasmus partisi gazisi olacağımı düşünüyorum yakında. Daha bir partiden çıkar çıkmaz diğeri için Facebook davetiyesi geliyor. Biz de tabii hepsine gitme zorunluluğumuz varmış gibi, ertesi gün bir sürü bürokratik işle uğraşmamız gerektiğini bile bile hepsine gidiyoruz. Partiler genelde Corso Vittorio Emanuele ve Piazza Navono‘da oluyor. Geçen gün de yaşadığımız yere baya baya uzak olan Trastevere‘de partideydik. Trastevere’ye karşı biraz ön yargılıydım nedense. Sanırım merkeze uzak olarak gördüğümden çok sıkıcı bir yer olmasını bekliyordum. Meğersem İstanbul’un Cihangir’iymiş. Bir sürü güzel ve eğlenceli mekan. Orada da geceyi noktaladıktan sonra dün akşam da önce evim için ilk yiyecek alışverişini yaptım. Dünyanın en gereksiz şeylerini almışım. Onu da ilk alışveriş heyecanına veriyorum. Ardından evime yakın bir yerde arkadaşlarımla buluşup birşeyler içtikten sonra, Via Cavour‘da küçük bir italyan wineshop’u olan Cavour 313‘e gidip birazcık paraya kıyıp güzel bir şarap içip (ki şarap gerçekten sudan ucuz) farklı peynirlerden denedik. Nihayetinde yeni odayı da kutlamak lazımdı. Sonra yine benim 24 saat yaşayan mahalleme geri döndük. Buranın sanırım en güzel yanı öğrenci yerleşkesi olduğundan her an etrafta gidip birşeyler içebileceğin yemek yiyebileceğin eğlenebileceğin yerler olması. Bir de tabii kapımdan her yere otobüsler ve tramvay olması da pek güzel. Olur ya Erasmus’a gelirseniz siz de göreceksiniz ki San Lorenzo yaşamak için birebir. Kısacası şimdilik durumlar böyle. Zaman zaman bir anda sıkıntı basıp panik ataklar yaşayıp eve dönmek istesem de genel olarak herşey yolunda gidiyor. Ama ne yalan söyleyeyim halen bazen bir anda uçak bileti bakarken yakalıyorum kendimi. Zamanla herşey daha güzel oluyor, umarım daha da güzel olacak. Ben de yazabildiğim kadar yazacağım umarım:)

 

0

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *