On the way: Diyarbakır, Mardin, Hasankeyf

I92A5916 copy

Yıllardır Türkiye’nin güneydoğusunu ziyaret etmek hayalimi nihayet Mayıs ayının başında gerçekleştirebildim. 5 günlük gezide rotamızda İstanbul’dan Diyarbakir’a, oradan Mardin’e gitmek, günübirlik olarak da Midyat ve Hasankeyf’i ziyaret etmek vardı. Geziden önce kimle konuşsam buraları anlata anlata bitiremiyordu. Haliyle beklenti yüksek gittik.  Sonuç olarak ise herşey beklentilerimizin üstündeydi. Diyarbakır’a varır varmaz soluğu Hasanpaşa Hanı’nda aldık. Nedendir bilinmez direkt olarak kuyumcular çarşısına attık kendimizi. İnanılmaz bir şaşaa ve kusursuz bir işçilik var herşeyde. Günün devamında eski şehirde kebap, Sülüklü Han’da kahve ve bol bol şehir gezisi vardı. Ardından Mardin’e geçtik. Ertesi gün Mardin’de yapmaktan en çok keyif aldığım şey olan “sokaklarda kaybolmak” eylemini büyük bir ustalıkla gerçekleştirdik. Diğer üç gün tabii ki sabah akşam kebap yiyerek ve gezerek geçti. Kebaplar inanılmaz. Orada yediklerimiz etse buradakiler neymiş? Bir gün de Midyat ve Hasankeyf’i ziyaret ettik.

Seyahat boyunca, yemekler ve tarih bir yana beni en çok etkileyen şeylerden biri de insanlardı. Herkes inanılmaz cana yakın ve yardımseverdi. Anadolu’nun misafirperverliği gittiğimiz restorandan, geçtiğimiz sokağa her yerde hissediliyordu. Bir kez daha şunu gördüm ki dünyanın çok küçük bir bölümünde yaşıyoruz ve halen gidilecek, görülecek bir sürü yer, tanışılacak bir sürü insan, öğrenilecek bir sürü şey var. Umarım bunları yapmak için de bir sürü zamanımız olur.

Finally, my dream of travelling to southeastern side of Turkey turned into real. So i took the road at the beginning of May. My route was going to Diyarbakir and then Mardin, then Hasankeyf and Midyat in 5 days. When i talk about these cities with other people, they really got excited. Naturally, we got there with great expectations.  As a result, all expectations were above. We went to Hasanpaşa Hanı as soon as we got in Diyarbakır. I don’t know why, we found ourselves in jewelers bazaar. Every piece has incredible splendidness and flawless workmanship. Rest of the day, there was eating kebab in old city, having coffee in Sülüklü Han and lots of city sightseeing in our plan. After, we went to Mardin. Next day, we spent all day with my biggest pleasure “losing myself in streets”. Spent the next three days with lots of kebabs and sightseeing. Kebabs were speechless. I mean, if that was meat, what are we eating here? And then we visited Midyat and Hasankeyf. Telling all the things about how impressive was our trip is really useless.

During our trip, beside of foods and history, i am impressed by people living there. Everybody was so friendly and helpful. We could feel the hospitality culture of Anatolia in everywhere we had been. Once again, i realized how small part of world i’m living in, there are so many places to go, so many things to see and learn, so many people to meet. And i hope i can have so much time to have it all.

 

mardin1

I92A6020 copy

I92A5975 copy

I92A5916 copy

I92A5884 copy

I92A5880 copy

I92A5854 copy

I92A5849

I92A5838 copy

I92A5834 copy

I92A5830

I92A5825

I92A5824

I92A5821

I92A5816

I92A5811

I92A5804

I92A5802

I92A5798

I92A5790

I92A5786

I92A5781

I92A5763

1

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *