NEW YORK.

1

Middle of February. It’s -10 C degrees outside. After 8 hour flight, i am taking a bus from airport. I feel like i am in a dream, don’t know if it is jetlag or something else. Then just on the time that we’re crossing Williamsburg Bridge, Jay-Z’s “Empire State of Mind” starts playing. The driver is turning on the sound. I am turning my head and here it is; the city silhoutte that i’ve just seen in films. I am in New York City! Such a cliché, yes! But at that moment i was about to sing and dance like NEW YORK NEW YORK! Anyway, crossing the bridge and i am heading to my friend Ezgi’s house which is located at East Village. Hip area of Manhattan. Just like that, my 11 days fashion week marathon began.
I won’t be able to write a guide like do’s don’t’s -since i don’t really remember and you can find it anywhere easily. But i can say that, as someone who was totally uninterested with a trip to USA, now i talk about and get excited about New York City twice a week.
There are some cities that even if you just travel to, it changes you, it pushes the button in you and after that you’re not a same person anymore. NYC is just like that. It shakes you and makes you a different, probably stronger person. Beside it gives you joy and love. What can you expect from a city? Anyway, it’s better to finish this totally unnecessary introduction with no information no nothing. I’d like to take you to the photos below and enjoy a bit of New York City from my eyes. Also check all the CATCHs from NYC at here.

Şubat’ın ortası. Hava -10 derece. 8 saatlik uçuş sonrası atlamışım otobüse havaalanından. Etrafa baka baka yol alıyorum, ufaktan bir rüyada gibiyim. Ardından otobüs Williamsburg köprüsünü geçerken, arkada Jay-Z “Empire State of Mind” çalmaya başlıyor. Şoför radyonun sesini açıyor. Kafamı diğer tarafa çeviriyorum, karşımda, sadece filmlerde gördüğüm o silüet.. Gerçekten New York City’deyim! Tamam, inanılmaz klişe! Ama o anda otobüste ayağa kalkıp NEW YORK NEW YORK diye dans edesim var. Köprüden geçip East Village’da beni evinde ağırlayan arkadaşım Ezgi’nin evine gidiyorum ve 11 günlük moda haftası serüvenim böylece başlamış oluyor.
O kadar rehber yazı varken oturup şuraya gidin buraya gidin yazacak değilim -ki hatırlamıyorum da. Ama şunu söyleyebilirim, “ben avrupa’dan başka yeri sevmem” “new york tam bir kaos bana göre değil” diyen ben, her hafta en az iki kez New York’ta bir anımı anlatırken buluyorum ve yine yeniden heyecanlanıyorum.
Bazı şehirleri sırf ziyaret ettiğinizde dahi size ciddi bir şeyler kattığını hissedersiniz ya; New York tam da öyle bir yer. Şehrin kendi enerjisi sizi alıp oradan oraya sürüklüyor, sizi silkeleyip şöyle bir kendinize getiriyor. Bunu yaparken bir de sizi mutlu ediyor! Daha n’olsun.. Neyse, bu aşırı hiçbir bilgi içermeyen yazımı burada sonlandırıyorum ve devamında sizi fotoğraflarla baş başa bakıyorum. Ayrıca New York’ta çektiğim tüm CATCH‘lere de buradan ulaşabilirsiniz.

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

3
Tags from the story
,

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *