BEIRUT

9

Uzun bir süredir aklımdaydı. Avrupa şehirlerinin bir çoğunu gördük, gezdik. Bir belediye meydanı, bir nehir, güzel köprüler, harika metro sistemleri. Peki Orta Doğu‘da neler vardı? Şüphesiz Orta Doğu’nun en merak edilen ve ziyaret edilen şehri Beyrut’tur. Boşuna Orta Doğu’nun Paris’i dememişler herhalde diye arkadaşım Özgür’le ucuz uçak bileti ve merkezde bir otel ayarlayıp 5 Haziran’da yola koyulduk. Normalde yapmam ama hepinizin aklında bir yerde Beyrut’a gitme planı olduğu için ayrıntılı bir şekilde seyahatimizi yazayım istedim.

It was in my mind for a long time. I saw some of European cities. Nice old sophisticated municipality buildings, nice squares, amazing bridges and more amazing metro line. But what about Middle East? It’s for sure that the most interesting city in Middle East is Beirut. They say, Beirut was the Paris of Middle East. So me and my friend Özgür found a cheap flight and book a nice room in Beirut. Then we hit the road on 5th of june. Normally i don’t write too much details about my trips, but this time i will because of requests i got.

05 Haziran / June - Beyrut'a Yolculuk / On the Way to Beirut

 

viaggio-beirut copy

Yolculuğumuzu Lübnan’ın resmi havayolu şirketi Middle East Airlines‘la gerçekleştirdik. Neredeyse 1 buçuk saat süren rahat ve sakin bir yolculuktan sonra Rafic Hariri Havaalanı‘na vardık. Ben inanılmaz garantici bir insan olduğum için kalacağımız otele bizi özel bir taksiyle almasını iletmiştim. İndiğimizde bizi siyah, geniş konforlu bir taksiyle karşıladılar. Bu taksi şirketinin adı London Taxi ve 25 Dolar’a -bu 35 Lübnan Lirası demek- bizi Hamra’daki otelimize bıraktı. Tabi bize bu fiyat oldukça mantıklı geliyor şimdilik. Hamra’nın hemen paralelinde, Leon Caddesi’ndeki WH Hotel‘de check-in’imizi yaptık. Otel personeli inanılmaz ilgili. Bir de üstüne odamızı executive suit’e yükseltiyorlar çok az bir mevla ödediğimiz halde. Odaya yerleşmeden önce birşeyler yemeye karar veriyoruz ve Hamra Caddesi’ne yürüyoruz. Hamra caddesi İstiklal’den hallice, ama inanılmaz bir beklentiniz olmasın, çok fazla araba, çok fazla ortalama zincir mağaza var. Onun dışında paralel caddelerinde de güzel mekanlar keşfettik ama ona sonra geliyorum.

Our flight was by official airline company of Lebanon called Middle East Airlines. It was calm and comfortable. Then we found ourselves in Rafic Hariri Airport. I had already asked for a cab from the hotel we’re going to stay. So there was a private taxi called London Taxi waiting for us at the exit. It was comfortable trip to hotel. It costed 25 dollars -35 Lebanese Lira-. Our hotel called WH Hotel was just beside of Hamra. But it was on a silent street which is a good thing. When we were checking in, the hotel stuff was so kind and helpful. It was a nice first impression. Then they also upgraded our room to executive room even if we paid a small amont of money. Then before moving to room, we decided to walk around and eat somewhere in Hamra. Hamra is a long street with East and West side, full of cars, stores and cafes. 

3 2    4

Neyse, Hamra’da şöyle bir yürümeye başladık. Daha sonra çok fazla yer kolaçan etmeden gözümüze çarpan ilk güzel yere oturduk. Burası Abu Naim Restoran. Sahibi mi garsonu mu bilmiyorum ama bizimle ilginen kişi oldukça cana yakın. Bir de İstanbul’dan olduğumuzu duyunca zaten herkes çok mutlu oluyor. Hemen bir meze sofrası kuruldu bir de ortaya karışık kebap istettik. Hesap 60.000 LBP geldi, yani 40 Dolar. Sanırım biraz pahalı bir öğle yemeğiydi ama en azından kötü değildi.

After a quick walk around, we decided to sit in a restaurant that seems okay. It was Abu Naim Restaurant. The stuff was very kind again. We ordered a few traditional appetizers and mixed kebab. The receipt was 60.000 LBP -around 40 dollars. It was quiet too much for a lunch, but good for welcoming. 

6 5

Abu Naim’den kalktıktan sonra yürüyüşümüze devam ettik. Hazır çıkmışken Beyrut’un Corniche‘i, deniz kenarına doğru yürüdük bir 20 dakikaya. Burası Beyrut’un Batı’sı oluyor. İlk turistik ziyaretimiz de Raouché kayalıklarıydı. Pek ilgimi çekmeyeceğini düşünsem de görmeden dönmek çok saçma olurmuş gerçekten. Bu arada burada özel havuzlar ve plajlar da var. Ayrıca lüks otellerin hepsi de bu şeritte sıralanıyor. Kayalıkları görüp, askeri bölgeye denk gelmeyecek şekilde fotoğraflar çekip yürüyüşe devam ediyoruz. Bu arada kesinlikle askeri bölgenin fotoğrafını çekemezsiniz. Adım başı asker ve askeri bölge olduğu için de sürekli sakınarak gezeceksiniz ne yazık ki. Zaman içerisinde alışıyor tabii insan. Tıpkı bizim Toma’lara Çevik Kuvvetlere alıştığımız gibi. Sahil şeridindeki binalarda da her yerde olduğu gibi savaş izleri var. Bir çoğu terk edilmiş, yıkılmış. Yıkılmayanların üzerinde de mermi izleri var. Hemen akabinde yükselen devasal otellere yenileri ekleniyor.

After lunch, we walked to Corniche, it’s the west side of Beirut. Corniche is on the seaside with lots of big hotels and big buildings. Our first tourist attraction was Raouché rocks. It would be pity not to see here. In this area, there is a huge military area. So you better watch your camera and not take photos of area or anyone soldiers. It is not accepted. The postwar is remarkable on the buildings. Some of them are already abandoned, some of them renewed. Everywhere you look, you’ll see a huge construction. 

9

7 8    10

Processed with VSCOcam with c1 preset

 

Buraları gezdikten sonra artık otele doğru yürüyoruz. Otel odamız beklediğimizden kat ve kat iyi. İki katlı, bir oturma odamız var, yatak odamız ve iki banyomuz ayrıca bir de mutfağımız var. Herşey çok temiz ve yeni. Baya mutluyuz hatta çıkmak bile istemiyoruz. Akşama kadar dinlendikten sonra Özgür’ün Couchsurfer arkadaşı Celine ile buluşuyoruz. Celine bir grafik tasarımcı. Şehirdeki tüm havalı ve şık mekanları biliyor. Ayrıca süper eğlenceli bir insan. Bundan sonraki günlerimizin harika geçmesini ona borçluyuz hatta. Siz siz olun Beyrut’a gidecekseniz, lokal insanlarla önceden mutlaka tanışın. Celine’in arabasına atlayıp Beyrut yakınındaki başka bir şehre, Harissa‘ya gidiyoruz. Zamanınız varsa Harissa’yı görmekte fayda var. Burası tepede bir yer ve Virgin Mary anıtı ve ufak da bir kilisesi var. Tepeden bir sahil kasabası olan Jounieh‘i görüyoruz. Tabii ki programımızda orası da var. Öncesinde aşağı doğru inerken adını unuttuğum bir yerde sac böreği ve Lübnan salatası taboulleh yiyip, Lübnan’ın birası Almaza’dan içiyoruz. Oldukça güzel bir akşam yemeği oluyor. Ve ilk geceyi başlatmaya Jounieh’e doğru yol alıyoruz. Burası bir tatil kasabası gibi. Daha küçük evler, publar ve plajlar var. Celine bizi herhalde olabilecek en şık yerlerden biri Porto del Este‘ye götürüyor. Birkaç kokteylden sonra sabahki yolculuktan kalma tüm yorgunluğum gidiyor. Celine gecenin sonunda bizi otele bırakıyor. İlk gün için oldukça dolu dolu bir gün olmuş sanırım.

Then we returned to hotel. Our room is much better than expected. It has two floors inside. We have a living room, bedroom and two large bathroom. Also a kitchen. It couldn’t be any more perfect. After a little rest, we are meeting with a couchsurfer friend of Özgür. She is Celine. She is a graphic designer and she knows all the hot spots of town. We were lucky having her, because she made our trip perfect in any aspects. Then she brought us to Harissa. Harissa is another hill town beside of Beirut. There is a church and a big Virgin Mary sculpture just on the top. Then we moved to another city, just down on the road. It is a small coast town called Jounieh. There were bars and beaches everywhere. We had several cocktails in a bar called Porto del Este. It was on the sea side, with a nice atmosphere and amazing people. 

11 12

1

06 Haziran / June - Haftasonu / Weekend!

Beyrut’ta ikinci günümüz Cuma’ya denk geldiği için tüm enerjimizi toplayıp, otelde harika bir kahvaltıdan sonra yola koyulduk. İlk hedefimiz Downtown‘du. Otelden taksi çağırırsak bunun 10 Dolar olduğunu söylediler. Biz de hadi bu sefer biz sokaktan taksi bulalım dedik ve 10.000 LBP’ye yani 7,5 Dolar’a gidildiğini öğrendik. Aslında her yere gidiş 10.000 LBP Beyrut’ta. Meğer otel komisyon alıyormuş. Bir de tabii taksiler bizim otelinki kadar komforlu değil. Her neyse, Downtown’a geldik. Burası şehrin en zengin ve havalı noktası. Tam ortada Beirut Souks adında bir alışveriş merkezi var ama sokaklarla iç içe, o yüzden çok da kapalı mekan hissi yaratmıyor.

On our second day in Beirut, our first target was Downtown. We took a cab on the road and it costed 10.000 LBP -around 7,5 dollars. There is a fix price for all taxis and it is 10.000 LBP in Beirut since there was no taximeter in any taxi. Downtown is the richest area of the city. In the middle, there is a malled called Beirut Souks. It was integrated to streets so you don’t really feel like you’re in an indoor place. 

photo 5 (1) copy photo 2 (1) copy

Bu bölge savaşta tamamen yıkıldığı için baştan yapılmış ama modern yapılardan ziyade daha tarihi bir atmosfer yakalanmış. Herşey çok güzel ama sokakta insan yok. Ama geceleri tüm pub’lar doluyor. Burada Parlamento binasının da bulunduğu Yıldız Meydanı’na girerken askerler çantanızı kontrol edebilir, normal, oldukça güleryüzlüler ve çok sıkmadan gönderiyorlar sizi. Burası patlamadan sonra korunan bir bölge olduğu için araç trafiğine kapanmış. Zamanla dükkanlar da boşalmış ne yazık ki. Ortaya da bir saat kulesi etrafında hayalet bir meydan kalmış. Hamra’nın karmaşası ve inanılmaz ruhundan sonra burası çok da heyecan verici değil. Hamra zaten şehrin parlayan yıldızı gibi. Her yerde güsel kafeler ve barlar görüyorsunuz. Beyrut’ta Beyrut ruhunu iyice yaşamak istiyorsanız Downtown yerine Hamra’yı tercih etmekte fayda var.

This district had been destroyed during the war, so it’s rebuilt. Everything was so perfect about the architecture and streets but there were not much people around. It’s not like Hamra where you can feel the real urban spirit. I must say Hamra attracted me more than here. Apparently, it is the new hot spot of city with nice well decorated bars and coffee shops. 

13 14 15

Downtown’dan hemen yanındaki Saifi Village‘a doğru yürüyoruz. Burası da sanat ve moda bölgesi. Şık kafeler ve dükkanlar burada da bol bol var. Eğer italyan mutfağına ilginiz varsa La Posta‘ya uğrayabilirsiniz. Balima hemen Saifi’nin meydanında şık bir brasserie. Bu güzel sokaklardan geçtikten sonra şu gece hayatıyla meşhur Gemmayzeh’e doğru yürüyoruz. Buraya gelince sürekli duyduğumuz Kahwet Leila‘ya oturup bir türk kahvesi ve yine lokal bir içecek olan Jellab içiyoruz. Jellab içinde gül suyu, üzüm kurusu, ve ceviz olan ferahlatıcı bir içecek.

Then we walked to Saifi Village. It is also called art district with all chic cafes and stores. We took a look at a store called La Posta, they are selling italian foods. Then at the square there was a nice brasserie called Balima. After walking around, we moved to Gemmayzeh. It’s known with its nice bars. We took a break at Kahwet Leila. It had a nice atmosphere and decoration was modern and traditional at the same time. We ordered Turkish coffee and Jellab

Processed with VSCOcam with c1 preset

Gemmayzeh şimdilik oldukça sakin ama etraftaki barlardan ve kafelerden anlaşılacağı gibi gece burada adım atılmıyor. Gece geri dönmek üzere Ermeni bölgesine doğru yürüyoruz. Duvarlardaki Türkiye’ye karşı nefret söylemlerinin bulunduğu stensillerden geldiğimizi anlıyoruz. Burada tavsiyeler üzerine bir Ermeni restoranı olan Mayrig‘e giriyoruz. Yine dolu dolu bir öğle yemeği bizi bekliyor. Yemeklerin çoğu Türkiye’de de var ama değişik versiyonları tabii. Mantı, urfa kebap vs hepsi burada da var. Burada yine tıka basa yiyip bir çeşit rakıya benzeyen lübnan içkisi Arak’tan içiyoruz. Garson bizi ne kadar sevdiğini söylese de hesap pek de öyle söylemiyor 80 dolar civarı bir para ödeyip kalkıyoruz.

Gemmayzeh is calm at day time. We planned to come here at night and left for Armenian street. We went into an armenian restaurant called Mayrig. It was a well-known one. We ordered their local raki called Arak and some mixed appetizers. It costed around 80 dollars. Yes, again we were out of our budget. 

16 17 18 19

photo 3 copy

Ardından Beyrut’un meşhur zincir markası ABC alışveriş merkezi‘ndeki Magnolia Bakery‘e gitmek için Ashrafieh‘e gidiyoruz. Yine taksiyle ve yine 10.000 LBP. Magnolia pudingi anlatmaya gerek yok sanırım. Ashrafieh de pek biraz yürüyoruz ama pek de bir şey yok. Sonra hızımızı alamayıp otele kadar yürüyoruz. Her yerde yine sürekli fotoğraf çekmeden kendimi tutamıyorum.

Then to eat a pudding at Magnolia Bakery, we went to Ashrafieh. There is a mall called ABC. After pudding and a walk, we got back to hotel. 

unnamed (4) copy

20

21 22

 

Otelde biraz dinlenip akşam yemeği yedikten sonra Cuma akşamına hazırız. Bu sefer de yine bir Couchsurfer olan Bechara ile tanışıyoruz. Bechara da inanılmaz eğlenceli bir insan, yıllardır tanışıyormuşuz gibi geceye başlıyoruz. Bizi arkadaşlarıyla arabayla alıyorlar ve yolda içmeye başlıyoruz. Derken deniz kenarında tam olarak nasıl gittiğimizi hatırlamadığım Palm Beach Hotel’in Roof top’ındaki bara gidiyoruz. Burası Ego Bar. Atmosfer güzel, insanlar güzel ama müzik bir Erasmus partisini aratmıyor. Tabii Bechara’nın misafirperver arkadaşları sürekli içki ısmarladığı için birkaç dakika sonra artık Rihanna’da dans edecek kıvama gelmiştim. Bu barda inanılmaz derecede eğlendikten sonra arkadaşlar acıkıyor ve Wooden Bakery‘e gidip hızlıca birşeyler alıp yiyorlar. Sonra arabayla biraz dolaştıktan sonra otelimize geri dönüyoruz. Beyrut gece hayatı hep konuşulur ama bu kadarını da beklemiyordum. Daha bunun Cumartesi’si de var tabii.

Then we met with another friend called Bechara. He is a researcher at university. He drove us to a hotel at seaside. It was Palm Beach Hotel. On the rooftop, there was Ego Bar. Well the music was not our style, but we had fun with all these kind and joyful people surrounding us. It was amazing Saturday night.

Processed with VSCOcam with c1 preset

07 Haziran / June - Haftasonu bitmiyor! / Weekend is not over!

Biraz hangover bir halde Cumartesi’ye başlıyoruz. Bugünün planı listemizde bir must see olan Jeita Grotto mağaraları. Burası Beyrut’un Kuzeyinde, taksiyle 25-30 dakikaya gidcbileceğiniz, dünyanın 7 harikasından biri. Celine bizim için taksi çağırıyor. Queen Taxi bizi gidiş dönüş 40 dolara götürüyor. Üstelik şöför çok iyi, yardımsever, bir de bizi mağaradan çıkana kadar bekliyor. Neyse, mağara üst ve alt olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Üst kısım büyük mağara, burayı yürüyerek gezebiliyorsun. İnanılmaz şekillerde sarnıçlar var. İnsan şaşırıyor gerçekten. Alt kısım ise sadece bazı zamanlar açık. Burayı kayıklarla geziyoruz. İnanılmaz bir atmosfer ama ne yazık ki hiçbir fotoğraf çekemiyoruz. Telefonlarda dahil kamerası olan herşeyimizi emanet dolabına koymamız gerekiyor. O yüzden bol bol atmosferi zihnimize kazıyıp ayrılıyoruz. Bu arada giriş 12 dolar. Jeita Grotto’dan olmasa da giderken yol üzerinde birkaç kare çekebildim.

Saturday’s first plan was going to Jeita Grotto caves. It is on the north side and it took 30 minutes to go there with a cab. We took a cab from Queen Taxi and it costed 40 dollars for a round trip. It was less than our hotel offered. There is nothing much to say about caves. It was amazing. But unfortunately, taking photos were strictyle forbidden. By the way the entrance was 12 dollars. 

23

Jeita’dan sonra taksiyle Downtown’a dönüyoruz. Yine etrafta biraz gezdikten sonra Beirut Souks’taki The Met‘te yemek yiyoruz. Burası uluslararası mutfağa sahip olan şık bir restoran-bar.Ama servis inanılmaz yavaş, bir de tip vermeyince, neredeyse döveceklerdi. Downtown’dan aşağı doğru sahil kıyısına Zeytouna Bay’e geliyoruz. Burası da yine lüks mağazalar ve otellerle dolu. Ayrıca güzel bir yat limanı, etrafında da güzel kafe ve restoranlar var. Paul‘da oturup biraz soluklandıktan sonra otele dönüp gece için hazırlanıyoruz. Malum daha Cumartesi’deyiz.

After Jeita, we got back to Downtown. We sat at The Met for a lunch. It is an international restaurant in Souks. The service was really slow. After a break, we walked to Zeytouna Bay. It is sea side, with luxury hotels and stores again. It also has a yacht port surrounded with restaurants and coffee shops. We had a coffee at Paul and got back to hotel with a cab again. 

24

Akşam arkadaşımız Abed ile Hamra’da yemek yiyip, Gemmayzeh’e gidiyoruz. Bu sefer bizi taksiye bindirmiyor. E şehirde toplu taşıma sistemi yok, nasıl gideceğiz diye düşünürken günlerdir gördüğümüz ne idüğü belirsiz, üzerinde rakam yazan dökülmüş servis arabalarının aslında resmi olmasa da toplu taşıma görevi gördüklerini öğreniyoruz. Hamra’dan Gemmayzeh’e kişi başı 1000 LBP’ye gidiyoruz. Yani 1 dolardan çok daha az. Tabii yanınızda lokal biri olmadan binmek çok da mantıklı değil çünkü bu otobüslerin çok belli bir rotası yok. Gemmayzeh’de öncelikle Fairuz adlı bir mekana gidiyoruz. Yerel canlı müzik çalıyor, atmosfer güzel, kalabalık ama sıkıcı değil. Nedense fazla durmadan Jukebox diye çirkin mi çirkin bir yere götürüyor arkadaşımız bizi. Dayanamayıp Celine’i arıyoruz ve Celine bizi Gemmayzeh’ten alıyor ve Ashrafieh’e götürüyor. İşin içinde Celine olunca tabii ki yine havalı bir mekana gidiyoruz. Bu seferkinin adı Maillon the Club. Kulüp dendiğine bakmayın, içeride oryantal gösterileri, canlı arap müzikleri vs oluyor. Çok tarzımız değil ama bir süre sonra adapte oluyoruz ve bir şekilde göbek atmaya başlıyoruz. Sürekli ikram edilen içkilerin de payı büyük tabii. Maillon’dan sonra Hamra’ya dönüp Bechara’yla buluşuyoruz ve daha underground bir mekana geçiyoruz. Burada dragqueen’den hallice dansözler var, müzik yine kötü ama artık sabaha karşı 4 olduğundan ve alkol seviyemiz çok yüksek olduğundan inanılmaz eğleniyoruz. Ve bir gecede 4-5 mekan değiştirmiş halde ve yine inanılmaz eğlenceli bir gecenin sonunda otele dönüyoruz.

After a dinner with a friend called Abed in Hamra, we went back to Gemmayzeh. But this time not with a cab. But there was no public transport? It turned out to be there were some bus lines actually. Well, not official and not comfortable really. But it costed 1000 LBP per person. Which is less than a dollar. But if you don’t have a local person with you, it is not a good idea to take these buses since they don’t really have accurate route. When we arrived to Gemmayzeh, our first stop was a bar called Fairuz. It was traditionally decorated bar with live local music. It has a nice backyard and also rooftop. I don’t know why we haven’t spent more time here. We left early and moved to another bar called Jukebox. Since it has such a clichee name, the place itself was not really good too. So we called Celine and she grabbed us from there luckily. When it comes to Celine, of course we wouldn’t go any bad place. So we got back to Ashrafieh and walked into a fancy bar called Maillon the Club. Just because it is fancy, doesn’t mean that you’d listen just international songs. Here we watched belly dancers to live music performances in a night. Then after hours, we were dancing like crazy -maybe it was because of free shots we got from kind people surrounding us. So after Maillon, we came back to Hamra and met with Bechara. Bechara brought us to an underground club at Hamra. Just because our alcohol level was already so high, we danced till morning. So after such a crazy night and early morning, we got back our cosy hotel again.  

08 Haziran / June - Biraz dinlenelim / Let's take a rest

Pazar günü zar zor uyanıyoruz. Kahvaltıdan sonra taksiye atlayıp -yine 10.000 LBP- Beyrut’un biraz dışında Dora‘ya gidiyoruz. Burada Celine’le buluşup Praia Beach Resort‘a gidiyoruz. Burası Beyrut’tan 20 dakika uzakta, Zouk Mosbeh diye bir yerde. Dün gittiğimiz Maillon adlı kulübe ait bir havuz ve plaj. İnsanlar burada denize girmektense havuza girmeyi tercih ediyor. Havuzda da yüzmüyorlar, havuzun içindeki barda oturup içki içip eğlenmekle meşguller genelde. Herkes inanılmaz havalı, fit ve bronz. İnanılmaz rahatlatıcı birkaç saatin sonrasında Celine gün batımını yakalamamız için bizi Byblos‘a götürüyor. Byblos, bir Efes olmasa da bir antik kent. Ayrıca bir liman kenti olduğu için bol bol balık restoranı var. Son günümüzü de Byblos’ta batırıyoruz.

It was quiet hard to wake up on Sunday morning. But we did it somehow. After breakfast, we took a cab to Dora. It is slightly out of Beirut. Here we met with Celine again and we went to Praia Beach Resort. This resort was 20 minutes far from Beirut and the district called Zouk Mosbeh. It is out of fashion to swim at sea here. Instead of this, people mostly use pools but not for swimming. They are just sitting at a bar inside of pool and sipping their cocktails. Everyone is well tanned, fit and cool. After relaxing hours, Celine brought us to Byblos to catch the sunset there. Maybe Byblos was not as ancient as Ephesus but still it was amazing. Also because it has been a port city, there were lots of seafood restaurants. 

25 26

unnamed (2) copy 27 28

Gecenin devamında arabayla dağ tepe çıkıp, bir iki kez de asker kontrolunden geçerek -bu arada bu gerçekten çok normal birşey Beyrut’ta- Batroun‘a geliyoruz. Burada Pierre and Friends adlı bir beach bar’dayız. İnanılmaz bir manzaramız var, insanlar gündüzden kalma mayolarıyla dans edip içiyorlar. Biz de tabii ki hemen moda giriyoruz ve gömleklerimizin düğmeleri bir bir açılıyor. Düğmelerimiz açıldıkça ve yakalarımız gevşedikçe biz de Akdeniz’in bu ılık rüzgarına kapılıp gidiyoruz. Ve son günümüzü de böyle bitiriyoruz.

When the sun went down, we came to another town called Batroun. Then again, we walked into another beach bar, called Pierre and Friends. This bar is located just beside of sea. So the view was marvellous. People were still in their swimsuit, dancing and drinking. Of course we got adapted immediately and our shirt buttons were opened one by one. While our collars were becoming loose more and more, we were getting into the warm wind of Meditteranean. Just like that, our last night ended as remarkable as possible. 

Processed with VSCOcam with f2 preset

Processed with VSCOcam with c1 preset

 

Sonuç olarak eğer aklınızda Beyrut’a gitmek var da tereddüt ediyorsanız, hemen tereddüt etmeyi bırakın. Uzun bir süredir bana bu kadar iyi gelen bir şehre gitmemiştim. İnsanları, havası, kültürü, dinamizmi ile yeterince tatmin etti beni. Ülke savaş sonrası dönemde kendini çok hızlı bir şekilde topluyor. Sadece mekansal olarak değil, aynı zamanda insanların hayata bakış açısı olarak da. Herkes çok pozitif ve umutlu. Haliyle sizi de etkiliyor bu pozitif enerji.

Bunun dışında birkaç tip vereyim özetle; evet şehirde toplu taşıma yok, o yüzden taksi tutacaksınız, taksimetre olmadığı için fiks fiyat uygulaması var. Lisanslı taksilerin hepsi 10.000 LBP’ye her yere götürüyor. Biz dönüşte oldukça eski bir taksiyle normalde 20.000 LBP’lik yola 12.000 LBP ‘ye gittik. Ama taksiden indiğimizde bacaklarımız kaşınıyordu. Sanırım bir şeyler ısırdı. Neyse değdi bence.

Şehirde yemek fiyatları Türkiye’yle neredeyse aynı, alkol ise tabii ki çok ucuz. Ayrıca Lübnan vize de istemiyor. İnsanların çoğu İngilizce konuşuyor, bunun yanında birçoğu Fransızca da biliyor. Şehrin yarısı Müslüman, yarısı Hristiyan ve diğer mezhepler. Bu yüzden din konuları burada çok baskın değil. Çok fazla cami yok. Merakımızdan ve alışık olmadığımız için taksicilere sürekli Müslüman olup olmadıklarını soruyoruz. En sonunda bir Müslüman taksi şöförü burada bunun muhabbeti yapılmadığını, hiçbir önemi olmadığını söylüyor ve bizi bir güzel susturuyor. Türkiye din konusunda kesinlikle çok daha kapalı bir yer. Para birimi Lübnan Lirası ama aynı zamanda Amerikan Doları da kullanıyorlar.

Bir an önce Beyrut’u ziyaret etmelisiniz. Şimdiden iyi yolculuklar!

To sum up, if you ever hesitate going to Beirut, don’t. There has been not much city like Beirut, made me feel so good. I was satisfied by their local people, its warm weather, unique culture and dinamism. After a war, people are bringing all the pieces of Beirut back quickly. Not just because of new construction in city, but also because of the outlook on life of people. Most of the people were positive and hopeful about their country. Therefore, this positive energy effects you too. 

To give some quick tips; yes there is no public transport. So if you don’t have a car, you always need a cab. Because there is no taximeter, there is a fixed price. If the taxi is licensed -you can see the sign on the front window- it’s always 10.000 LBP. When we were going back to airport, we took a really old cab on the road, it costed 12.000 LBP to airport. Normally it’s 20.000 LBP or little more. But of course the cab was from ancient age. But it worths it.

The food prices are almost same like Turkey. Not so expensive. The alcohol is cheap. Lebanon is not asking for visa by the way. Most of the people can speak english, and beside they can speak french too. Half of the population is Muslim and half is Christian and other denominations. So the religion is not the spot of their life. There are not many mosques. We were asking to taxi drivers if they are muslims or christian, just because we wonder. You know we are not used to it. And one of them said that the religion is not something that they talk about. So we never asked it again. Probably Turkey is more conservative country than Lebanon. The currency is Lebanon Lira but also they use American Dollars as well. 

So stop hesitating and organize a trip to Beirut as soon as possible. Enjoy your journey! 

 

3
Tags from the story
, , , , ,

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *